Yaşlılık Zor, Yalnızlık Zor. Huzurevi Anılarımdan « Yeniufuk Gazetesi – Yozgat Haberleri

11 Nisan 2021 - 16:22

Yaşlılık Zor, Yalnızlık Zor. Huzurevi Anılarımdan

Yaşlılık Zor, Yalnızlık Zor. Huzurevi Anılarımdan
Son Güncelleme :

27 Mart 2017 - 7:00

8 görüntüleme

Huzurevinden içeri girip, merdivenlerden üst kata  sessiz sedasız geçtik, on iki kişi. İnsan bazen tuhaf hissediyor, nereden başlayacağını bilmediği sohbetin, ilk cümlesinin ilk kelimesi, ne olmalı diye düşünüyor yürürken. Yaşlanınca ben nerede olacağım, ne halde olacağım demeden de geçemiyor maalesef. Kalabalık bir salon, herkesle selamlaştıktan, hal hatır sorduktan sonra, öyle kıyıda kalan kızıl saçlı, daha doğrusu kınayla boyanmış saçları hafifçe örtüsünden, nişanlı kız gibi süzülen teyze, hemen çarpıverdi gözüme. Yanına usulca gidip, elini tuttum, nerelisin teyzem dediğimde göçmenim kızım, bak nerden nereye deyip, süzülüverdi gözyaşları, kirpiklerinin arasından, yanaklarına doğru  aşağıya usulca. Ağla diyemem, ağlama desem anlamsız, bilemediğim bir durumun içinde şaşkın gözlerle, bakıverdim, beş saniye içinde gelişen bu ani olayın, yıllarla ölçülemeyecek kadar uzun sürmesi karşısında.

“Yalnızlık zor” dedi. “İnsana en çok koyan şey nedir biliyor musun, zamanında kendi evin, eşyaların var, sonra bir bakıyorsun, buradasın.  Yanlış anlaşılmasın, huzurevinde her imkân var bize göre, onları kötülemek değil, evin varken, evinde olmamak koyuyor, çocuklarının seni arayıp, sormaması daha çok belki de…” Biran sessiz kaldık ellerimizi tutarak… Ben yaşlılığımın bilinmezliği, o gençliğinin güzelliği arasında, düşünürken daldık gittik bir süre.

Kıymetini bil bu yıllarının ve bakma dedi sakın geriye. Kimsenin seni üzmesine de izin verme. Yalnızlıksa yalnız kal ama mutlu ol dedi. Merak etme burada emin ellerdeyiz. Nerden nereye güzel kızım dedi, gözyaşlarını cebinden çıkardığı, işlemeli bir mendille silerken. İşlemeli mendilini görünce kadın her yaşta gösteriyor zarafetini dedim içimden, anlayan olursa…

Eve dönüş yolunda düşündüm öyle, acaba huzurevi gerçeğini şimdiden kabullenip, hazırlamalı mıyız kendimizi bu duruma? Ya da Rabbim ele avuca düşürmeden canımızı alsın diye dua mı etmeliyiz? Fazla bilinmeyeni düşünmeden bugünü mü yaşamalı? Dünyaya gelmeyi istiyor musun diye soramadığımız, sırf biz istiyoruz diye dünyaya getirdiğimiz çocuklarımız bize bakmak zorunda mı? Hangi gerçeği, hangi bilinmezlikle çarpmalı? Sonuçsa gelecekte, gelecek bilinmezliklere gebe…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.