Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hobi olarak başladı, köyüne atölye kurdu

Yozgat’ta emekli olduktan sonra il merkezine bağlı Kaşıkla köyüne yerleşen ve asıl mesleği mobilya imalatçılığı olan 63 yaşındaki Servet Topuz hobi olarak başladığı saz yapımını ilerleterek köyüne atölye kurdu.

Yozgat’ta emekli olduktan sonra il merkezine bağlı Kaşıkla köyüne yerleşen

İğde, ceviz ve dut ağacını oyarak saz yapmaya başlalayan Topuz, yaptığı sazların beğenilmesi üzerine kölüne saz atölyesi kurdu. 4 yaşında ayrıldığı köyüne emekli olduktan sonra tekrar dönen Topuz, “Saz çaldığım için saz yapmaya bir merakım vardı, ağaç işlerine. Onun için de köyde hobi olarak iğde ağcı, ceviz ağacı, dut ağacı buldum, onları oyarak saz yapmaya başladım. Asıl mesleğim mobilyacılık olması nedeniyle ağaç işlerine yatkınım, bu nedenle de saz yapmayı kendi kendime öğrendim. Belli ustaları inceleyerek, Engin Kopuzbaş gibi Erkan Çubuk gibi yapan, üreten insanları takip ederek onları inceleyerek, biraz da YouTube’dan bilgisayar yardımıyla, matematikçi olarak tabi ahşaba da alışkın olduğumuz için ağaçlarda yakın ilişkimiz olduğu için bana kolay geldi, daha hoş bir şey oldu, böylelikle başlamış oldum. Teknelerimi ben kendim oyuyorum, yaprak saz da yapmıyorum. O bana yapmacık geliyor. Doğal ağacı oymak, onun verdiği ses her zaman daha bir haz verir. Onun bir de o iç oyuş biçimleri farklıdır. Herkes işini düz yapmaya çalışır. Ben onun içini dalgalı bırakmaya uğraşıyorum. Sesi çarparak döşe vereceğini düşünüyorum. Önemli olan burada ağacın sertliğidir. Ne kadar sert ağaç olursa sesi o da çok güzel verecektir. Sesi döş verir, tekne değildir. Bunu herkesin de bilmesi gerekir. Burada bir de sap dediğimiz parça var. Bunun ne çok sert ne de çok yumuşak olması. Önemli olan öz kısmı değil, kabuk kısmından yapılan freze dediğimiz bizim mobilyada damarlı çizgiler halinde düz çizgiler halinde olan bir ağacın olması, bu çok önemli. Sesi veren sadece perdeye bastığın zaman sapa değdiği anda o sap döşe içeri hapsedecektir. Döş, o sesi tamamen senin oyduğun teknenin yapısına göre ses verecektir. Ben bu işi yapmaktaki amacım önce hobi ama şimdi artık bunu daha profesyonel, daha bilimsel olarak yapmak için araştırma içerisindeyim. Onu da yavaş yavaş becereceğiz, bunu zaman, süreç belirleyecek. Ne kadar güzel ağaç bulacağıma bağlı, bir de işçiliği ne kadar güzel göstereceğime bağlı. Ağaç benim mesleğim olduğu için onu daha güzel uzman bir şekilde yapacağıma da biliyorum. Maliyeti çok yüksek, hele bu zamanda. Şu anda takımlarımın bile daha yarısını tedarik etmedim, bir milyarı geçti harcadığım para. Mesela bir döşümüz İstanbul’dan getiriyorum, 150-160 lira. Sapı da 160 lira. İkisi şu anda üç yüz küsur liraya veriliyor. Burada bir de teknemiz var. Bu teknelerimiz dolar olarak satılıyor. Şu anda 3-3.5 bin civarında. Ben kendi bulduğum ağacı kendim oyarak yapıyorum. Oymasını üç gün gibi bir zamanda yapıyorum, kaba oymasını. Bunu iki yıl kurutmaya bırakıyorum, bir buçuk iki yıl. Ne kadar çok durursa o kadar iyi olur. İki yıl sonra elime aldıktan sonra tekrar bunu istediğim inceliğe getirip, bunun milimetrik bir gönyesi vardır, döş takım biçimi, sap takım biçimi. Toplama kısmı benim bir haftam alır, kuruduktan sonra” dedi. Haber Merkezi

Reklamı Geç