Evet, başlıktan da anlaşılacağı üzeri hangi sektör olursa olsun gir maliyetlerinin yüksek olması o üretimin durmasına neden olur.
Yozgat iller sıralamasında ülkemiz tarımında ilk 5’lerin içerisinde yer alıyor. Tarım ve hayvancılık denince ilk akla gelen şehirlerarasındadır. Fakat bugün itibariyle geldiğimiz noktada tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz büyük sıkıntı içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu sadece tarım ve hayvancılıkta değil sanayi ve diğer kesimlerde aynı ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını gözlemliyoruz.
Peki, bunu ülke ve Yozgat olarak nasıl aşacağız ve aşmalıyız.
Geçtiğimiz günlerde devletimizin iki numarası olan hemşehrimiz Sayın Fuat Oktay, memleketi Yozgat’a bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Gazeteci meslektaşlarımızın kendisini ziyaretinin hemen ardından şehrimize gelmesi de ayrı bir anlam ifade ediyor. Sayın Oktay’ın kurumlar ve STK’larla yaptığı toplantılar elbette önemsiyorum. Fakat, birde gerçekler var. Tarım şehri olan ilimizde kırsalda yaşayan nüfus her geçen gün daha da azalıyor. Devlet destekli kurulan tesisler bile bugün sıkıntılı bir sürecin içerisinde olduklarını dile getiriyor. Gıda ve Sanayide de benzer sıkıntılar görüyoruz. Önce bu büyük sorunların çözümlenmesi ve ileriye dönük planların hayata geçirilmesi gerekir. Tabiri caizse; Biz şuan ağır bir hastayı pansumanla iyileştirmeye kan pompalamaya çalışıyoruz. Buda günü kurtarma adına geçici bir çalışma olarak fazla ilerleme olmayacağını gösteriyor. Yatırımlar ve projelerin gerçekleşebilmesi hedeflerin tutturabilmesi için önce ülke ekonomimizin iyi olması gerekir.
Tarımda, bugün çiftçiler girdi maliyetlerinin yüksek olmasından yakınıyor. Gübre ve mazota gelen zamlar çiftçiyi tarlasını ekemez duruma getirdi. Aynı şekilde tekstil ürünlerinin hammaddesine gelen zamlarla fabrikalar üretim yapamaz hale geldi ve işçi çıkarmalar başladı. Başka sektörlerde de benzer durumlar yaşanıyor. Gerçekçi olmak gerekirse bunu aşmanın yolu ülkemiz ekonomisinin iyi olması gerekir. Ülke ekonomimiz iyi olacak ki girdi maliyetleri düşsün, çiftçinin üreticinin ürünleri değerinde ve değerinin üzerinde satılsın. Üretimi artıracak teşvikler verilsin.
1996-2000 yılları arasında Yozgat her alanda altın çağını yaşamıştı. Şehrimizde işsizlik diye bir sorun yok denecek kadar azdı. YİMPAŞ o dönemde sadece OSB’de 5-6 otobüs işçi çalıştırıyordu. Kamuda çalışan onlarca işçi memur kurumundan istifa ederek Yimpaş’a girmek için uğraşıyordu. O dönemde takımı alan YİMPAŞ, Yimpaş Yozgatspor şehrimizin adını dünyaya duyurdu. Tabi bu neyle oldu elbette ekonomiyle güçlü sermayeyle gerçekleşti. Ligde en iddialı takım olarak Yimpaş Yozgatspor geliyordu. Futbolculara verilen primleri ne Fenerbahçe, ne Galatasaray ne de Beşiktaş alabiliyordu. Yani, ülkemiz ve Yozgat ekonomisi o dönemde iyiydi ve bir güven unsuru vardı. Yozgat Merkez ve ilçelerden OSB’de ki Yimpaş ve diğer fabrikalarda çalışan işçileri sabahın erken saatinden servis otobüslerini beklediklerini görürdük. Şimdi maalesef ancak bir iki firmayı görebiliyoruz. Sözün özü ülkemiz ekonomisinin iyi olması gerekir ki Yozgat ekonomimizin de iyi olması gerekir. Yozgat derken ilçelerimizi de tabi buna dahil ederek söylüyorum. Bir ağacın gövdesi Yozgat’sa dalarlıda ilçelerimizdir.
Ankara, İstanbul, Diyarbakır, İzmir, Samsun gibi doğudan batıya güneyden kuzeye ülkemizin dört bir tarafında illerimizde ekonomik anlamda sıkıntı varsa Yozgat’ın iyi olma gibi bir durumu zaten söz konusu olamaz. Ekonomik ve sosyal anlamda gelişmişlik sıralamasına göre hepsi etkilenir ve payına düşeni alır. İşte bu yüzden kalkınmanın topyekun olması gerekir.
