Hak Savunucuları Dernek Başkanı Hüseyin Durusoy, yaşamın ilk yıllarının bilişsel ve sosyal gelişim açısından kritik bir dönem olduğu ve bu kritik dönemde aile kurumunun çocuğun yaşamında önemli bir etkiye sahip olduğunu belirterek, güçlü ailelerin güçlü toplumları oluşturduğunu söyledi.
Dernek Başkanı Hüseyin Durusoy, yaptığı açıklamada, aile yapısının çocuğun üzerindeki etkilerine değindi.
Durusoy, “Ailelerin özgüven duyguları, çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili bilgileri ve yetenekleri çocuklarının sağlıklı gelişim göstermeleri üzerinde önemli etkiye sahiptir. Aileler, çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda desteğe gereksinim duymaktadırlar. Özellikle doğum sürecinde, ailede ya da çocukta oluşan ciddi sağlık sorunları, tek başına çocuk büyütmek zorunda kalma ve çocuk gelişimindeki bazı kritik dönemlerde bu daha da öne çıkmaktadır. Yaşadığımız yüzyıldaki hızlı değişim toplumun her alanında köklü değişikliklerle kendisini hissettirmektedir. Ancak, temelde değişmeyen tek şey, ailenin çocuğun hayatının merkezinde olduğu ve olumlu ya da olumsuz çocuğun hayatına yön verdiği gerçeğidir. Bu nedenle aile eğitim programlarının gerekliliği artık tartışılmamakta; farklı aile eğitim programları geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmalarına daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, Aile eğitimi, evlilik kurumu gerçekleştikten sonraki zaman dilimine bırakılmamalıdır. Küçük yaşlardan itibaren ailenin önemi üzerinde durularak, özellikle sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmek için eğitimin her kademesinde ilgili konuları içeren dersler okutulmalıdır. Bilimsel bilgilere dayalı aile eğitimi ; çocuk yetiştirme, ebeveyn olma, eş olma vb. Özellikle küçük yaşlardan itibaren hem ailede hem de eğitim kurumlarında gerekli özen gösterilmeli aile kurumunun toplumsal açıdan önemi anlatılmalıdır.”dedi.
EVLİLİK KURUMU İLE HAYATLARINI BİRLEŞTİRMİŞ HER BİREY ANNE-BABA ADAYIDIR
Evlilik kurumu ile hayatlarını birleştirmiş her bireyin anne-baba adayı olduğunu vurgulayan Durusoy, “Gençler evlenmeden önce çocuğun anne baba üzerindeki hakları ile anne babanın çocuklar üzerindeki hakları konularında bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Her yaş döneminin eğitimi farklı özellikler taşımaktadır. Bu nedenle anne ve babalar, çocuklarının her yaş dönemine uygun eğitim programlarına katılmalıdırlar. Aile eğitim programlarına ailelerin katılımını sağlamada okulların rehberlik servislerine büyük görevler düşmektedir. Okullarda her eğitim kademesin de, okul bünyesindeki öğrencilerin ailelerinin gereksinimlerine uygun içeriğe sahip aile eğitimi programları, rehberlik servisleri tarafından düzenli olarak planlanmalıdır. Aile eğitim programları okullar dışında da ailelerin rahatlıkla ulaşabileceği aile yaşam merkezleri, halk eğitim merkezleri gibi toplum merkezlerinde de düzenlenmelidir. Bu merkezlerde düzenlenecek programların yerel yönetimlerce desteklenmesiyle daha geniş kitlelere ulaşabilmek mümkün olacaktır. Kitle iletişim araçlarının aile kurumu üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemelidir. Özellikle radyo ve televizyon gibi her dakika ailelerin yaşamında olan iletişim organlarında aileleri her konuda bilinçlendirecek programlar ve hazırlanmalı ve televizyon dizilerinin aile kurumunu zedeleyecek içerikten uzak tutulmasına özen gösterilmelidir.
Ailenin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, çocuğun dini ve değerler açısından geliştirilmesi aile bütünlüğünün toplumsal açıdan önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Modernliğin dayatmalarından olan, geleneksel aile yapısından çekirdek aileye hatta tek ebeveynli aileye doğru dönüşüm, çocuğun sosyalleşmesinde, geleneksel değerlerden uzaklaşmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle geniş ailede yetişen çocukların psikolojik ve sosyolojik olarak daha huzurlu ve mut oldukları bilimsel olarak açıklanmaktadır.”diye konuştu.
DENETİMİNDEN VE KONTROLÜNDEN UZAKLAŞAN ÇOCUK OLUMSUZ ŞARTLARLA KARŞI KARŞIYA KALMAKTADIR
“Alenin denetiminden ve kontrolünden uzaklaşan çocuk olumsuz şartlarla karşı karşıya kalmaktadır.” diyen Durusoy, “Özellikle anne ve babanın her ikisinin çalışması, boşanmadan kaynaklanan ayrılık, ilgisizlik gibi sebeplerle yalnızlaşan çocuk, sokağın ve akranlarının olumsuz etkilerine karşı korumasız kalmakta ve suça sürüklenmesi daha kolaylaşmaktadır. Sağlıksız toplum yapısı, çocuk suçluluğunun artışındaki önemli unsurlardan biridir. Toplumda milli ve manevi değerlerden uzaklaşma çocukların değer yargılarında boşluk meydana getirmektedir. Bu manevi boşluk, özellikle çocukların yeni arayışlara yönelmesine kapı aralamakta ve onları kaos ortamına sürüklemektedir. Bu tehlikenin önüne geçmek için, çocuğun ahlakî karakterini dirençli hale getirmek gerekir. Bu noktada toplumun ahlaki durumunun yükseltilip sürdürülebilir bir seviyeye getirilmesi ve çocuğun böyle bir toplum ile etkileşiminin sağlanması önem arz etmektedir. Aile ve din kurumları, çocukların ahlaki sosyalleşmesini sağlayan en temel kurumlardır. Bireyin ahlaki ve dini değerlerle sosyalleşmesi, bireyin suça sürüklenmesi karşısında koruyucu bir faktör olmaktadır. Böylece milli ve manevi değerlere sahip birikimli ve bilinçli ayette işaret edildiği gibi “göz aydınlığı olacak” çocukların yetişmesi sağlanabilecektir.”ifadelerini kullandı. Haber Merkezi
Güçlü aile güçlü toplumları oluşturur
Hak Savunucuları Dernek Başkanı Hüseyin Durusoy, yaşamın ilk yıllarının bilişsel ve sosyal gelişim açısından kritik bir dönem olduğu ve bu kritik dönemde aile kurumunun çocuğun yaşamında önemli bir etkiye sahip olduğunu belirterek, güçlü ailelerin güçlü toplumları oluşturduğunu söyledi.
