Yozgat Belediyesi ve Şiddet Önleme Merkezi tarafından hanımlara özel “Kadına Yönelik Şiddet Kapsamında Farkındalık” semineri düzenlendi.
Yozgat Belediyesi Eğitim ve Kültür Merkezi (Tarihi Askerlik Şubesi)’inde Düzenlenen seminere Yozgat Valisi Ziya Polat’ın eşi Pınar Filiz Polat, Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse’nin eşi Nagehan Köse, STK temsilcileri, siyasi parti temsilcileri katıldı.
Seminerde Yozgat İl Emniyet Müdürlüğünde görevli Komiser Fatma Cansu Aydın, Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi Kurucu Müdürü Merve Türker ve ekibi tarafından katılımcılara seminer verildi.
Seminerde kadınlara şu bilgiler verildi: “Kadına yönelik şiddetin temelinde biyolojik varlığımıza dayandırılan, doğal ve değişmez olarak kabul edilen toplumsal cinsiyet eşitsizliği yatmaktadır. Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek için toplumun uygun gördüğü doğal olmayan yani sonradan oluşturulmuş davranış kalıplarıdır; toplumlara ve zamana göre değişiklik göstermektedir. Bir erkeğin erkek olarak ve bir kadının da kadın olarak sahip olması gereken özellikler tarihsel süreç içerisinde şekillenerek toplum tarafından belirlenmektedir. Kadın ve erkekler arasındaki biyolojik farklılıklar kadınlar açısından siyasal, sosyal, ekonomik, hukuki vb. birçok eşitsizlik yaratmış ve kadına uygulanan şiddeti meşrulaştırmıştır. Bu eşitsizlik, kadınlık ve erkeklik kalıplarının, sosyalleşme sürecinin her boyutunda yeniden üretilmesiyle sürdürülüp pekiştirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, “erkek neden egemen” sorusunun ilk yanıtı, tabi ki cinsiyet kimliğinden kaynaklanmaktadır. Sorunun bir diğer yanıtı ise, erkeğin özel mülkiyete sahip olmasında yatar. Özel mülkiyet, erkeğin kadını da bedeniyle, ruhuyla malı gibi görmesine, üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahip olduğu inancının yerleşmesine neden olmuştur. Kadınların ve erkeklerin sosyal ortamlarında, bulundukları kültür içinde öğrendikleri, toplumsal yapılarla ilişki içinde belirlenen kadın ve erkek olmaya dair rollerine, sorumluluklarına ve sınırlılıklarına işaret eder. Bizler kız ve oğlan çocuklar olarak doğarız ama ailemiz ve toplum bize nasıl ‘kadın’ ve nasıl ‘erkek’ olacağımızı öğretir. Toplumsal cinsiyet bizim biyolojik cinsiyetimize dayanarak toplumun kadın ve erkek olmak için ürettiği farklılıklardır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, eşit olmayan muameledir. Yani aynı fırsatların verilmemesi nedeniyle haklardan yararlanamamaktır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, aynı zamanda kadının ve erkeğin toplumda eşit statüye ve güce sahip olmamalarıdır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kız ve oğlan çocukların belli rollerle büyütülmesidir. Örneğin erkeklere genellikle evi geçindirmek ve aileyi korumak görevleri verilirken, kadınlardan evi çekip çevirmeleri, çocukları büyütmeleri beklenir. Bunun sonucunda kadınlar çoğu zaman çalışma hayatından uzak kalırlar” Yusuf BAĞCI







