Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İzimiz Kalsın…

Bu haberin fotoğrafı yok

Eğitim, bir ülkenin geleceğe verdiği cevaptır. Çoğu zaman geleceği konuşurken, eğitimi konuşur gibi yapar; çocuğun yarınını değil, sistemin bugününü düzeltmeye çalışırız. Oysa sınıfta her yeni güne başlarken en temel soru hep aynı kalır: Biz bu çocuklar için ne istiyoruz? Sınavlarla çizilen dar bir yol mu? Yoksa potansiyelin keşfine açık geniş bir ufuk mu? Bu soruya verilen cevap, öğretmenin nasıl bir role itildiğini de belirler. Bazen kontrol memuru, bazen uygulayıcı, bazen de sadece istatistiğin satır arası… Ama öğretmen, tüm bunların çok dışında, karmaşık sistemlerin ortasında insanı hatırlatan kişidir.

Sınıflar artık sadece öğrenilen yerler değil; bilginin hızla tüketildiği, rekabetin bile çocuksulaştığı alanlar haline geldi. Her şeyin ölçüldüğü, sayıya dönüştürüldüğü bir çağdayız. Başarı bir grafik, merak bir performans göstergesi… Öğretmen, çoğu zaman bu tablonun içinde görünmez bir denge unsuru. Bugün eğitim “daha çok” üzerine kurulu: daha çok kazanım, daha çok içerik, daha çok sınav. Ama çocuk dediğimiz şey sayılara sığmayan bir varlık. Çocuğun gözündeki ışığı “hedef” mi yoksa “değer” mi yapacağımıza biz karar veriyoruz.

Öğretmenler Günü geldiğinde çiçeklerin, kutlamaların, sosyal medya mesajlar hepimiz için mutluluk kaynağı. Ama asıl kalıcı olan, eğitimin nereye yöneldiğine dair toplumsal yüzleşmemiz. Çünkü soru basit ama cevabı hayati: Eğitimin merkezine kimi koyuyoruz? Sistemin rahatını mı, yoksa çocuğun ihtiyaçlarını mı? Bir ülkenin eğitim politikası, çocukların geleceğini değil kendi konforunu öncelediğinde öğretmenin çabası “istisna”ya dönüşür. Oysa eğitimin gerçek yükü bir müfredatın değil, bir vicdanın omuzlarında taşınır. Bilgi artık her yerde; ama insana temas hâlâ sadece öğretmenin elinde.

Belki de bugün kutlanan şey meslekten çok o temasın inadı: yanlışa teslim olmama, çocuğu unutturmama, insanı merkeze alma ısrarı. Çünkü sınıfta konuştuğumuz sadece ders değil; nasıl bir dünya istediğimizdir aslında. O yüzden bugün, Öğretmenler Günü’nde, çiçeği değil sözü konuşalım: Eğitim kimin için var? Çocuk kimsenin yükü değil, nedenidir. Öğretmenlik bir meslekten çok, geleceği koruma refleksidir. Bu refleksin güçlenmesi için övgüden çok, politik kararlılık gerekir.

Biz öğretmenler, bir günü kutlanmak için değil; çocukların yarınlarını güzelleştirmek için varız. Belki ismimiz birçok defa unutulacak; ama düşünmeyi öğrendiği anlarda, kendine inandığı dönemeçlerde, hayatla ilk kez başa çıkmayı denediğinde bir öğretmenin izi hep orada olacak. Çünkü biz, bir ülkenin en sessiz ama en etkili dönüşümüyüz.

Öğretmenler Günü, övgünün büyüğüyle değil; eğitimde alınan doğru kararlarla anlam kazanır. Yine de bugün, bir teşekkür etmek için güzel bir fırsat: Öğrenmenin yükünü hafifletenlere, insanın değerini hatırlatanlara, merakı koruyanlara… Tüm öğretmenlere, bu ısrarları için: İyi ki varsınız. Bugün, sizin gününüz değil; sizin etkiniz kutlanıyor.

Öğretmenler, bir ışık yakar; o ışık nesiller boyunca yanar. Bugün, bu ışığın günü… Kutlu olsun!

Reklamı Geç