Usta’dan çırağa nakış nakış sevgiyle aktarılan el emeği bu geleneksel meslekler, gelişen teknoloji karşısında ayakta duramıyor. Yozgat’ın sanayi ve üretim sahası açısından çok gelişmiş olmaması sebebiyle el işçiliği yapan eski zaman esnaflarıyla karşılaşmak hâlâ mümkün.

‘‘ULAŞILMASI KOLAYLAŞAN HERŞEY DEĞERİNİ KAYBEDİYOR’’
Yozgat’ta Un Pazarı mevkiinde bulunan dükkânında 40 yıldır manifaturacılık yapan Ahmet Civelek ile konuştuk. Aradan geçen 40 yılda mesleğin nasıl bir değişim geçirdiğini, dede mesleğini devam ettiren Ahmet Civelek’in kendisinden dinledik.
Manifaturacılığa ilk başladığı yılları anlatan Ahmet Civelek, “Bu işe başladığımız yıllarda, konfeksiyon, hazır giyim bu kadar popüler değildi. Bayanlar, moda dergilerinin verdiği kalıplardan beğendiklerini çıkartır, kumaş satın alır, kendi elbiselerini kendileri diker veya terzilere diktirirdi. Kumaş almak için köylerden bile müşterimiz gelirdi. Ama günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte imalat maliyetleri düştü, sanayileşme, makineleşme ile üretim hızlandı ve halkımız hazır giyime yöneldi.” ifadelerini kullandı. Eskiden bir elbise için en az 2 – 3 gün beklenmesi gerektiğini söyleyen Civelek sözlerine şöyle devam etti: “Eskiden bir elbise için terziye gider, ölçü aldırır, bedeninize göre diktirirdiniz. Dikişi ise ortalama 2-3 gün sürerdi. Şimdi ise giyecekler hazır giyim mağazalarından alınıp hemen giyiliyor. İsteyen üzerinde ufak tefek değişiklikler yaptırıyor. Geçmişte çeyizlerin ilk sırasında yer alan dikiş makinesinin de unutulmaya yüz tuttuğunu dile getiren Ahmet Civelek sözlerin şu şekilde sonlandırdı: “Önceden evlenecek kızlar çeyizine dikiş makinesi alınana kadar evlenemezdi. Bugün ise dikiş makinesi fabrikalar dışında sadece terzilerde var. Kolaylaşan her şey değerini kaybediyor. Eskiden bir şeyin değerini anlamak için beklemek, emek vermek gerekirdi. Şimdi ise hemen ulaşılıyor. Dünya güzelleşti, ama eski tadı kalmadı. Belki de ulaşılması kolay olduğu için her şey değerini kaybediyor.” Dükkânında bir fotoğrafını çekerek Ahmet Civelek ile vedalaştık, Çeşitli zorluklara rağmen, 40 yıl boyunca bu mesleği sürdüren Ahmet Civelek’in hikayesi, değişen zamanlara ve teknolojiye rağmen unutulmaz bir iz bıraktı.

TEKNOLOJİNİN GERİSİNDE KALMIŞ GELENEKSEL ZANAAT: KALAYCILIK
Teknolojiye yenik düşen ve unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden biri de şüphesiz kalaycılık mesleği. Yozgat’ta bu mesleğin son temsilcisi Ömer Özel ile konuştuk. Özel’den kalaycılık mesleği hakkında bilgi aldık ve bu mesleğin neden unutulma aşamasına geldiğini sorduk.
Baba mesleği kalaycılık ile geçimini sağladığını ifade eden Ömer Özel şunları söyledi: “Bakır eski çağlardan beri insanların hayatında yer almış ve çeşitli amaçlarla kullanılmış bir maden. Bakır, demir ve çeliğe kıyasla daha yumuşak bir maden olduğu için mutfak eşyaları yapımında kullanılmış. Ancak zamanla içine konduğu bazı yiyeceklerle tepkimeye girdiği ve insanı zehirleyen bir maden olduğu anlaşılmış. Bu duruma çözüm olarak da kalay keşfedilmiş ve kalaycılık mesleği doğmuş. O zamanlardan bu yana bakır mutfak eşyalarının sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesini sağlayan kalay, mutfaklarda bakır eşyaların yerine farklı metallerden üretilen eşyaların kullanılmasıyla kalaycılık mesleği de unutulma noktasına geldi.
Bu mesleği askere gitmeden önce babamdan öğrendim. 25 yıldır bu mesleğe devam ediyorum. Bu süre içinde birçok kalaycı esnafının birer birer dükkanını kapatmasına şahit oldum. Her geçen gün azalan kazancım ile evimi geçindirmeye, elimden geldiği kadar bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum.”
SANAYİDEN TINGIRDAK ATÖLYESİNE
Unutulmaya yüz tutan mesleklerden birisi de tıngırdak ustalığı. Yozgat’ta faal tek tıngırdak ustası olan İsmail Kuraner, kolunda bir altın bilezik olarak gördüğü mesleğinin zamanla nasıl yetersiz kaldığını anlattı.
Kuraner, küçük yaşta çalışma hayatına atılan önce sanayi işçiliği sonrasında bisiklet tamirciliği yapan bir esnaf. Yozgatlı vatandaşlar onu ‘Bisikletçi İsmail’ olarak tanıyor. Ancak İsmail Kuraner’i yerinde ziyaret ettiğimizde Koyun, Kuzu ve Keçilerin boynunda tıngırdayan aletin ustası olduğunu gördük.
Kuraner, bu Tıngırdak işçiliğinin Yozgat’ta ki tek temsilcisi. Ancak Tıngırdak ustalığına yeterli talep olmadığı için çömlek boyama, bisikletçilik ve tıngırdak işlerini beraber yaparak geçimini bu şekilde sağlıyor. Esnaf olmaya ‘Babamın aldığı maaş bizi doyurmuyordu’ sebebini göstererek başladığını söyleyen İsmail Kuraner, 13 yaşından beri alın teriyle hayata tutunduğunu söyleyerek son verdi.
HABER: NİMET TÜRKOĞLU
