Nereden, nereye geldik! « Yeniufuk Gazetesi – Yozgat Haberleri

4 Aralık 2021 - 16:44

Nereden, nereye geldik!

Nereden, nereye geldik!
Son Güncelleme :

25 Ekim 2021 - 18:45

243 görüntüleme

Toplum olarak, yaşadıklarımızı güncellemek, bulunduğumuz şehirle ilgili geçmişin bir muhasebesini yapmak istediğimizde genelde akılımıza ilk olarak “Nereden nereye geldik.” cümlesi gelir.

Her akşam olduğu gibi dün akşamda elime kumandayı alıp, televizyonun karşısında koltuğa oturduğumda, şunları düşündüm:

Bir zamanlar en başta tarım olmak üzere yıllarca kendi kendine yeten 7 ülkeden biri bizim ülkemizdi.

İlkokul, ortaokul ve Lise’de coğrafya derslerinde bölgeleri incelerken, ülkemizle gurur duyardık. İç Anadolu Bölgesi’nde Konya için “buğday ambarı” ifadesi geçse de. Aynı ifade Yozgat’ımız için de geçerliydi.

Yozgat’ta Buğday, Arpa ve Nohut…

Yerköy’de Baş ürün buğday olmak üzere Kavun, Karpuz, Pancar,  Soğan ve Patates…

Boğazlıyan ve Yenifakılı bölgesinde özellikle Pancar…

Aydıncık, Çekerek, Kadışehri Kazankaya ve Saraykent bölgelerinde Soğan ve Patates…

Bütün köylerimizde istisnasız bağcılık çok yaygındı, hasat zamanı bölgenin pekmezi en kıymetli ürün olarak görülürdü.

Yerköy Bölgemizde yetişen Kavun ve Karpuz başkent Ankara halinde en fazla tercih edilen bir ürün olmakla bilinirdi.

Yozgat’tan otobüslerin bagajında çuval çuval kuru erzaklar taşınırdı.

O günler ne günlerdi!..

Ülkemizde her bölgenin kendine has ürünleri demişken;  Çukurova’da pamuk, Rize’de çay, Adana, Diyarbakır ve İzmir’de yöreye has karpuz…

Antalya ve Mersin’in muzuna, Bursa’nın şeftalisine, Tokat’ın domatesine, Amasya’nın misket
elması, kirazı, kuru soğanı vardı.

Tüketici de, üretici de mutluydu…

Ne zaman ki kendi çiftçi ve üreticilerimizi unutup; Şili’den elma, İran’dan karpuz, Avustralya’dan havuç, Mısır’dan marul, Sri Lanka’dan siyah çay, Ekvator’dan muz, Kanada’dan üzüm, armut, ayva, erik, nar, şeftali, lahana, dolmalık biber, turp, patlıcan…

Yunanistan’dan pamuk, Amerika ve Rusya’dan pirinç, Fransa’dan incir, Hindistan’dan nohut ve kuru fasulye ithal etmeye başladık, işte o zaman yandık!..

Fakat her şey bitmiş değil, bu ülkenin toprakları halen aynı şekilde üreticinin yolunu bekliyor, bozulan sistem biraz elden geçip, tamir görsün mutlaka her şey eskisi gibi olacaktır.

Burada önemli olan Yerelden Kalkınma dediğimiz modelin hayat bulmasıdır ki bu topraklar eskisi gibi ülkemize ve insanlarımıza bol bol yetecektir. Bunu sağlamanın tek yolu ise çiftçi ve üreticilerimizin feryat ettiği tarım ve hayvan girdi maliyetlerdeki aşırı fiyatları makul seviyeye çekerek çiftçimizi yeniden üretime kanalize  etmekle mümkün olur.

 

Karamsar değilim…

Yozgat eskisi gibi üretmeye başlayıp, ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar, işte o zaman “Nereden nereye geldik” demek yerine “Neredeydik bugün nerelere geldik” diyerek, gururla üretimlerimizle bolluk, bereket ve huzur içinde tekrar yaşamaya devam ederiz diye düşünüyorum.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hüseyin Tanrıkulu 26 Ekim 2021 / 19:29 Cevapla

Bekir bey kardeşim, öncelikle kalemine sağlık diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Yazdıklarına yürekten katıldığımı belirtmek istiyorum. Yozgatımız, ilçeleri, köyleri bundan 40-50 yıl önceden harıl, harıl çalışıp üretmekle meşguldü. Ürettiği hem kendine yetiyor, geçim kaygısı yaşamadan hayatını sürdürebiliyordu. Bu üretim sadece tarım ürünleriyle sınırlı olmayıp, hayvansal üretimde de kendini gösteriyordu. Benim kendi köyümde ortalama 2500-3000 baş koyun, bir o kadar kuzusu, yine ortalama 600-700 büyük baş hayvan ve bir o kadar da buzağılık bir üretim kapasitesine sadece benim köyüm sahipti. Yozgat’ın 650 köyü aynı üretim faaliyeti içerisinde olduğu göz önüne alındığında yıllık üretimi, ülke ekonomisine kayda değer bir katkı sunmuş oluyordu. Aynı üretim dinamizmi bütün illerimizde bu şekilde devam ederken, son yıllarda senin de yazında belirttiğin duruma bu ülkenin tarım ve hayvancılık iş kolundaki insanımız neden üretimden koparılarak köylerimiz boşaltıldı? Üzerine bir de bölge ülkelerinin iç işlerine karışmak suretiyle oralardaki sorunu kendi ülkene taşıyarak sadece Suriye’den 5 milyon tüketici nüfusun bakımını üstlenmek hangi akılla izah edilebilir? Bizim bu topraklarda sonsuza kadar rahat ve huzur içinde yaşamamızın tek ve olmazsa olmaz şartı, aklı, bilimi ön plana alan doğru politikaları uygulamaktan geçiyor.