Nitelik Üzerinden Sınıflanmayan Toplumların Siyasal Açmazı « Yeniufuk Gazetesi – Yozgat Haberleri

25 Ocak 2022 - 17:35

Nitelik Üzerinden Sınıflanmayan Toplumların Siyasal Açmazı

Nitelik Üzerinden Sınıflanmayan Toplumların Siyasal Açmazı
Son Güncelleme :

10 Ocak 2022 - 16:58

283 görüntüleme

Hafta sonunu ağırlıklı olarak evde geçirdim. Hoş hafta içi de genelde evdeyimdir ya…

Ekonomideki ateşin artmasıyla siyasetin de iyice ısındığı bu günlerde şehir merkezinden uzakta kalmak, yaşananlara ve konuşulanlara dışarıdan bir bakış atmak için vaktimi Türk sinemasının başyapıtlarından sayabileceğim 5 filmi tekrardan seyrederek değerlendirdim.

Şener Şen’in Milyarder ve Namuslu, yine Şener Şen ve Kemal Sunal’ın Tosun Paşa, Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın Hasip ile Nasip ve nihayetinde de Kemal Sunal’ın başrolünde olduğu Zübük filmlerini seyrettim.

Tosun Paşa filminde kendisinde hak olarak gördüğü bir şeye ulaşmak için her yolu mübah gören iki ailenin, sahip olmak istediğine ulaşmak için hiçbir geçerli kritere odaklanmadan devleti de şahsi işlerine alet ederek sadece arzusunun peşinde koştuğunu gördüm.

Milyarder ve Namuslu filmlerinde para merkezli olarak insanın dostluklarının, sevgilerinin, sadakatlerinin ve düşmanlıklarının nasıl evrim geçirdiğini, bu değişimle beraber sözde zenginler etrafında bulunmanın getireceği yeni kazanımların peşinde hiçbir değerin kıymet halesine alınmadan salt çıkar için insan denen mahlûkun nerelere savrulduğunu yeniden gözlemledim.

Hasip ile Nasip filminde hiçbir niteliğe sahip olunmadan, sadece konjoktürün iyi değerlendirilmesini sağlayan açıkgözlülüğün toplumda “saygın” ve “lider” kişi olmaya yettiğini, etrafına toplananlara dağıtılan küçük ulufelerle bu saygınlığın ilânihaye korunabileceği gibi varlığın hiçbir kalite ölçüsüne sahip olmadan da sürdürülebileceğini müşahade ettim.

Ve nihayetinde Zübük filmi adeta bu 4 filmin toplamına denk ve oralarda işaret edilen sosyolojik arızaların özetini farklı bir üslupla ele alan bir film olarak son noktayı koymaya yetti. Olduğundan farklı görünmekte gayet mahir, şartları lehine çevirmede son derece kıvrak zekalı, toplumun ideolojiler üzerinden bölünmüşlüğünü kendi hanesine kazanç olarak yazmakta yetenekli toplum mühendisini seyrettim.

Bu filmlerin ve sinemamızdaki benzerlerinin ortak noktası içinde yaşadığımız sosyolojiye ayna tutuyor olmalarıdır. Seçim zamanlarında vereceği oylarla ülkede iktidar gücünü belirleme yetisine sahip bu sosyolojinin hangi saiklerle sandığa gittiğini ve oy verirken ana motivasyon kaynağının ne olduğunu, taraftar ya da karşı tarafta oluşunu etkileyen temel faktörleri rahatça gözlemleyebilecek olmamızdır.

Para, toplumsal statü, siyasal güç ve bunların yanında olmazsa olmaz olan düşük profilli olmak destek almak için yeterlidir.

Para, statü ve güç yanınızda olanların sadakatini satın almada ve bu sadakati sürdürülebilir kılmada ana etkenken, bu sosyolojinin destekleyeceği kişinin gelecek gayri ahlaki ve toplumun değerlerine ters, çoğu zaman kanun dışı (torpil, rüşvet, ihale, tayin ve atama, arsa ve işyeri talepleri vb…) taleplerini de karşılayabilmesi için taleplerin meşruluğunu sorgulamadan bunu, destek verenin hakkı olarak görüp yerine getirecek bir ahlak düzeyine sahip olması gerekmektedir.

Bu durum da maalesef karşılıklı olarak her iki kurumu yani siyaset ve halkı içinden çıkılmaz bir yozlaşma sürecine sokmakta, her ikisinden biri birazcık olumlu yönde değişime geçtiğinde diğerinden tepkiyi almakta veyahut engellenmektedir.

Türkiye gibi nitelik üzerinden sınıflanmayan toplumlardan müteşekkil ülkelerde, niteliksizlik bulduğu destek ve rağbetle tüm kurumları ele geçirmekte bu başta siyaset kurumunu ve beraberinde de devlet kurumsallığını bozmakta, devamında devlette oluşacak bozulmaları denetlemesi ve çeki düze etmesi için var edilmiş olan sivil toplum kuruluşlarına sıçramaktadır.

Niteliksizliğin yanı sıra demokrasi kültürünün de yerleşmemiş olması ki, doğu toplumlarında çok zordur, günübirlik yaşam kaygısı çeken, içinde bulunduğu topluma dair kaygı taşımayan ama oy skalasında ağırlığı teşkil eden kitlelerin yukarıdaki filmler üzerinden örneklediğimiz kaygıları ve beklentileri ile iktidarı belirleme gücünü ellerinde bulunduruyor olmasını görmezlikten gelemeyiz. Bu güçtür ki, asıl çürümenin, yozlaşmanın, bozulmanın kaynağı, düzeltmek isteyenlerin en büyük engelidir.

Sonuçta ülkemde iktidar gücüne sahip olmak için siyaset arenasında yer alan kurumların tamamı bu sosyolojiyi tanımalı, beklentilerini ve nasıl karşılanacağını hesap etmeli, daha müreffeh, medeni, yaşanabilir, adil bir devlet ve toplum yapılanmasını kurmada karşılaşabilecekleri engelleri iyi analiz edip çözüm önerilerini buna göre geliştirmelidirler. Zira, adaletin, hakkaniyetin, nitelik ve kalite üzerinden yapılanmanın önündeki en büyük engel bu iyileşmelerden birinci derecede fayda görecek olan toplumun bizatihi kendisidir.

Bu açıdan bakınca da ne Namussuz ile Hasip ve Nasip’e, ne de Zübük’e kızmaya kimsenin hakkı yoktur. Her biri içinde bulundukları toplumun aynasıdırlar. Yaşadıkları toplum, engel olmak yerine desteklemiş, onların arzularının gerçekleşmesi için çaba sarf etmiş, onlarla bir yerlere gelmeyi ve kazanç elde etmeyi seçmiştir.

Karşılıklı olarak, nitelikte, kalitede, adalet ve hakkaniyette buluşmak yerine zaaflarda buluşmuşlar, bu yolla daha kısa yoldan az zahmetle birlikte kazanma yolunu seçmişler, Hasip ve Nasipler, Namussuzlar ve Zübükler bizzat toplumca var edilmişlerdir. O halde bunları var eden toplumun da kendisi birer Hasip ve Nasip birer Zübük’tür dersek teşhisi doğru yapmış oluruz.   

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.