Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sabır ve Paylaşma Okulu: Ramazan

Bu haberin fotoğrafı yok

Ramazan, çocukluk gözünden bakıldığında bambaşka bir dünyadır. Günler yavaş akar, saatler iftara kadar birer macera gibi uzanır. Sahura kalkmak uykulu ama gururlu bir andır; mutfaktan yükselen kokular kalbin heyecanını çoğaltır, bir bardak suya ya da küçük bir hurmaya duyulan sevinç ise tarifsizdir. Bu ay, sadece açlığı değil, beklemeyi, sabretmeyi ve küçük mutlulukları fark etmeyi öğretir. Her ezan sesi, hem bir çağrı hem de bir hikâye gibidir; çocuklar için Ramazan, deneyimlenen bir zaman, keşfedilen bir değerler okulu hâline gelir.

Osmanlı’da çocuklara orucun öğretilmesi için geliştirilmiş iplik orucu, bu yaklaşımın en güzel örneklerinden biridir. Çocuk sabah niyet eder, eline bir iplik alır ve öğlene kadar ipliği tutar; iplik kesildiğinde orucunu tamamlamış sayılırdı. Bu yöntem, çocukların oruca yumuşak bir geçiş yapmasını sağlarken onlara sabrı, niyeti ve küçük bir sorumluluğu deneyimleme fırsatı sunuyordu. Böylece oruç, bir zorunluluk değil, anlamlı ve görünür bir ritüel hâline gelirdi.

Bugün sınıflarda iplik orucunu uyguladığımızda, çocuklar önce meraklanıyor, sonra heyecanla ipliklerini ellerinde tutuyorlar. “Acaba ne kadar dayanabilirim?” sorusu, onların sabır ve özdenetim duygusunu ilk kez deneyimlemelerine olanak tanıyor. Küçük iplikler ellerinde, gözlerinde hem gurur hem heyecan var; çünkü kendi niyetlerini ve iradelerini sınamak, onlara büyük bir başarı duygusu veriyor. Bu küçük deneyim, Ramazan’ın sadece açlıkla ilgili olmadığını, içsel bir yolculuk ve değerler okulu olduğunu anlamalarını sağlıyor.

Ramazan, çocukların paylaşmayı öğrenmesi için de bir fırsattır. Sınıfta küçük iftar sofraları kurmak, yiyecekleri arkadaşlarla paylaşmak ve ihtiyaç sahibi arkadaşlara yardım etmek, çocuklara empati ve toplumsal sorumluluğu deneyimleme imkânı sunar. Bunun yanı sıra, öğrencilerle birlikte bir “iyilik kutusu” hazırlamak, herkesin küçük hediyeler veya notlarla birbirini düşündüğünü görmesini sağlar. Küçük bir gözlem defteri tutmak da değerli bir uygulamadır; çocuklar “bugün sabır gösterdim mi, paylaşım yaptım mı?” sorularıyla kendi deneyimlerini kaydeder ve farkındalık kazanır. Bir grup çocuk minik bir iftar sofrası kurup görev dağıtırken, sabır ve paylaşmanın önemini kendi deneyimleriyle öğrenir.

Çocuklara Ramazan anlatılırken, yaklaşımın yaşa uygun, merak uyandırıcı ve deneyim odaklı olması gerekir. Açlık ve susuzluk bir sınav veya ceza olarak gösterilmemeli; aksine, sabretmenin, paylaşmanın ve değerleri yaşamanın bir fırsat olduğu vurgulanmalıdır. Dilin yumuşak, sorular soran ve çocukları sürece dahil eden bir tarzda olması, Ramazan’ı hem anlaşılır hem de eğlenceli kılar. Böylece çocuk, sadece oruç tutmayı değil, sabır, empati ve toplumsal sorumluluk gibi manevi değerleri de deneyimleyerek öğrenir.

Çocuklar, iplik orucu ve bu tür sınıf etkinlikleri sayesinde kendilerini bir geleneğin parçası olarak hisseder, geçmişle bağ kurar ve kültürel mirası deneyimlerler. Ramazan, bu yönüyle sadece bir ibadet ayı değil, değerlerin, toplumsal sorumluluğun ve dayanışmanın görünür hâle geldiği bir zaman dilimidir. Küçük ritüeller, sohbetler ve oyunlarla deneyimlenen her an, çocukların manevi ve toplumsal gelişimini destekler.

Bazen bir iplik, uzun açıklamalardan ve soyut kavramlardan çok daha fazlasını öğretir. Bir çocuk, küçük bir ritüel sayesinde sabrı, paylaşmayı, empatiyi ve toplumsal sorumluluğu öğrenir. Sınıfımdaki her çocuk, ipliğini tutarken hem kendi küçük başarısını hem de sınıfın birlikte öğrendiği değerleri hissediyor. İşte Ramazan da tam olarak bunu sunuyor: geçmişle bugünü birleştiren, küçük adımlarla büyük kazanımlar öğreten bir öğretmen gibi. İplikten sofralara, sessiz sabırdan coşkulu paylaşmaya, yalnızca bir ay değil, hayatın içinde değerleri öğrenme zamanıdır. Çocukluğumuzdan bugüne Ramazan, bize sabretmeyi, birlikte olmayı ve değerleri yaşamayı hatırlatır; her ezan sesi, her küçük ritüel, insan olmanın en güzel yolculuğuna davet eder.

Ve unutulmamalıdır ki, Ramazan sadece bir ay değil; küçük ipliklerden sofralara, sabırdan paylaşmaya, sessizden coşkuluya uzanan bir yolculuktur. Çocuklar bu yolculukta kendi küçük adımlarını atarken, birlikte bir toplumun parçası olmayı, değerleri yaşamayı ve manevi bir bağ kurmayı öğrenirler. İşte Ramazan, her çocuğun kalbinde sabır, empati ve paylaşmanın izlerini bırakan bir öğretmendir; geçmişle bugünü, bireysel deneyimle toplumsal değerleri birleştiren, sessiz ama derin bir öğretidir.

Reklamı Geç