Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yozgat’ta iki vaka tespit edildi

Kene tutması nedeniyle Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları biriminde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı (KKKA) ön tanılı iki kişinin tedavi altına alındığı bildirildi.

Kene tutması nedeniyle Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi

Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader, KKKA belirtileri gösteren ön tanılı iki erkek hastanın hastanelerinde tedavi altına alındığını söyledi. Özellikle ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında kene hareketliliğinin arttığını, havaların ısındığı bu günlerde vakaların da artığına dikkat çeken Kader, şuanda servislerinde 2 adet vakanın bulunduğunu bu iki vaka da kesin tanının henüz konmadığını ifade etti. KKKA virüsünü bulaştıran kenelerin sıklıkla görüldüğü Yozgat’ta kırsal kesimde yaşayan vatandaşların dikkati olmaları gerektiğinin altını çizen Kader, tarla ve bahçe işleri ile hayvancılık yapan vatandaşların keneye karşı tedbirli olmaları gerektiğini, yaklaşan Kurban Bayramı’nda kesimi yapılacak hayvanların karkasına, et ve sıvısına çıplak elle temas edilmemesi uyarısında bulundu.


Keni ile mücadelede erken tanının ve tedavinin önemli olduğuna dikkat çeken Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader, Türkiye’de ilk olarak 2003 yılında KKKA hastalığına bağlı vakaların görülmeye başlandığını söyledi. İlk görüldüğü dönemde Tokat’tan gelen vakaların ağırlıkta olduğunu ve hastalığın henüz bilinmediği için ‘Tokat hastalığı’ olarak adlandırıldığına dikkat çeken Kader, ‘’Fakat hastalık aslında ilk olarak Kongo’da görülmüş daha sonra birinci Dünya Savaşı’nda Kırım’da görülen vakalar nedeniyle hastalığa ‘Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ hastalığı adı verilmiş. Ülkemizde de ilk olarak 2003 yılında hastalığa neden olan virüs tespit ediliyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğu tespit edilip ilk vaka 2003 yılından itibaren ülkemizde özellikle İç Anadolu bölgesinin kuzey kesimlerinde Orta Karadeniz’de ve doğu Anadolu’nun kuzey kesimlerinde görülmekte yani Yozgat, Sivas, Tokat, Gümüşhane sık görülen vakaların olduğu iller’’ dedi.


VAKALARIN YÜZDE 95’İ KURTULUYOR
Spesifik bir tedavisi olmayan bir hastalık olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığında vakaların yüzde 95’inin kurtulduğuna, yüzde 5’inin ise tedavisi olmadığı için ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Kader, ‘’Bu anlamda korkulacak bir hastalık fakat yüzde 95 oranında kurtulunabilen bir hastalık. Erken vakalarda ve destek tedavisi yapılan vakalarda kurtulma şansı var. Bunun için kırsal kesim dönüşlerinde kişilerin kendilerini kene tutulup tutulmamalarına karşı kontrol etmeleri çok önemli. Vücutların da herhangi bir kene tutulması fark ettikleri ilk anda öncelikle kendileri keneyi vücutlarından uzaklaştırmaları gerekiyor. Kesinlikle çıplak elle değil mümkünse bir eldivenle keneyi vücuttan uzaklaştırmaları gerekiyor. Eldiven bulunamadığı durumlarda bir bez parçası, bir kağıt, naylon parçası ile keneye temas etmeden vücuttan kısa sürede uzaklaştırmaları çok önemli, çünkü bu virüs keneler aracılığıyla insanlara bulaşıyor. Keneler vücutlarında taşıyorlar ve kan emdikleri sırada kursaklarından bu virüsü insan vücuduna, insan kanına aktarmış oluyorlar. Aynı zamanda sadece kene tutulması değil virüsü taşıyan hayvanların kanları ile ve vücut çıkartıları ile de insanlara bulaşabiliyor. Evcil hayvanlar özellikle büyükbaş hayvanlar, küçükbaş hayvanlar, köpek gibi hayvanların vücutlarında bu virüs hastalık yapmadan bulunabiliyor, kanlarında ve vücut sıvılarında. Çıplak elle bu hayvanların kanları ile temas eden veteriner hekimler olabilir ya da çiftçilikle hayvancılıkla uğraşan halkımız olabilir, karkaslara dokunan kişilerde bu virüsü vücutlarına alma olasılığı yüksek. Yine toplum içinde çok yaygın olan hayvanlardan kene temizleme ritüeli vardır, hastalarımız ifade ederler, ‘hocam biz köpeklerin üzerinden keneleri temizliyoruz çıplak elle’ diye. Kesinlikle çıplak elle kenelerin temizleyip, patlatmamaları gerekiyor. Vücutlarında bu virüs barındırdıkları için kanla beraber vücutlarında patlatılırsa o kene virüsü kişiye bulaşabiliyor. Bizim vakalarımızın ikisinde de kene temas öyküsü var. Burada önemli olan keneyi vücuttan en kısa sürede çıkardıktan sonra hemen bir sağlık kuruluşuna başvurup, gerekli tetkiklerin yapılması gerekiyor. Hastalığın belirtilerinin özellikle normal bir gribal enfeksiyon gibi halsizlik, yorgunluk, vücut kırgınlığı, ateş yüksekliği ile başlıyor, daha sonra tanı konulmadan ilerlemesi ve herhangi bir destek tedavisi olmadan ilerlemesi durumunda kanamalarla seyredip organ yetmezlikleri ile ölümle sonuçlanabiliyor. Kene temas etmiş kişilerin kendilerini 7 ila 10 gün süreyle klasik belirtiler dediğimiz hastalığın klasik belirtileri yönünden takip etmeleri çok önemli. En ufak bir halsizlik, kırgınlık, kas güçsüzlüğü, üşüme, titreme ile yükselen ateş, bulantı, kusma, ishal gibi bulguların herhangi birisi olması halinde en yakın sağlık kuruluşuna en kısa sürede başvurmaları çok önemli. Bu hastalarda destek tedavisi özellikle kanamalar başlamadan önce düşen kan değerlerini yerine koyma amacıyla destek tedavisi uyguluyoruz. Yüzde 95 oranında bu hastalar kurtuluyorlar. Geç teşhis edilip geç tanı konulan yüzde 5 gibi bir grupta bu hastalığın tedavisi maalesef yok, destek tedavisine rağmen kaydedilebiliyor. Halkımızın şu mevsim itibari ile önümüzdeki dönemde yaz ve sonbahar aylarında bilinçlenmesi önemli. Kırsal alanda ziyaret esnasında bu keneler daha çok vücuda, bacaklarımız ve ellerimiz aracılığıyla bulaştığı için yerle temas eden bacaklarımızı korumak için pantolonların üzerine çoraplarımızı çekmek ve açık renk giysiler giymek önemli. Kenelerin vücutta gezindiğini görmek açık renk giysilerde daha olası, daha muhtemel. Pantolon paçalarını çoraplarımızın içerisine sokuyoruz, uzun kollu gömlek ya da tişört giyiyoruz. Mümkünse eve döndükten sonra kırsal alandan, tarladan, bahçeden, çalışmadan evimize döndükten sonra mutlaka tüm vücudumuzun çok dikkatli bir şekilde kontrol etmeniz gerekiyor. Kasıklar, koltuk altı gibi nemli ve sıcak olan bölgelerimizi daha çok seviyor keneler ve o bölgelerde yerleşebiliyorlar. Sırtımız, ensemiz, gözümüzle göremeyeceğimiz vücudumuzun noktalarını da bir aile bireyi ile kontrol ederek mutlaka vücudumuzun her bölgesine bakmamız gerekiyor. Kene açısından kontrol etmemiz gerekiyor, kırsal alandan dönüşlerde. Önümüzdeki aylarda Kurban Bayramı var. Kurban Bayramı’nda hayvanların karkaslarına etlerine çıplak elle kesinlikle dokunmamak gerekiyor. Virüs hayvanlarda hastalık yapmadan hiçbir belirti yapmadan kanlarında bulunabiliyor. Hayvanlar bu bölgelerde riskli, hayvanlar Kırım Kongo virüsü taşıyor olabilirler. Çıplak elle kesinlikle hayvanların karkasına, etine, çıkartılarına dokunmamak çok önemli. Kene tutmasa bile hayvanların kan ve çıkartılarıyla vücut sıvılarıyla bulaşabilir, dikkatli olmak gerekiyor’’ diye konuştu. Haber Merkezi

Reklamı Geç