""

“Çiftçilik artık bir iş değil, meslek olmalı” « Yeniufuk Gazetesi

21 Haziran 2024 - 20:08

“Çiftçilik artık bir iş değil, meslek olmalı”

2024 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı bütçe görüşmelerinde söz alan İyi Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, Türkiye’de tarım konusunda ciddi sıkıntılar olduğunu vurguladı. Kayalar, “Türkiye’nin geleceği gençlerdir. 100’üncü yılda da ifade ediyoruzki yüce Atatürk de geleceğimizi gençlere emanet etmiştir. Çiftçilik artık bir iş değil, çiftçilik bir meslek olmalıve gençlerimizi çiftçiliğe özendirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“Çiftçilik artık bir iş değil, meslek olmalı”
Son Güncelleme :

15 Kasım 2023 - 16:56

Tarım ve Orman Bakanlığı’nı işaret ederek “Bir planlama işimiz var.” diyen Kayalar; “Bu planlama, Bakanlık tarafından bütün konularda Türkiye’deki birlikler, sivil toplum kuruluşları ve sanayi kuruluşlarıyla birlikte yapılması gerekir. Doğrudan destek ve teşvikler aracılığıyla olması gerekir. Hukuksal altyapı hazırlanması gerekir. Üretim planlaması için Bakanlık kayıt sisteminin gerçekçi olarak tutulması gerekir. Ama en önemlisi, bunun için Bakanlıkta yeni ve bu işlerle hemhâl olacak, tecrübe kazanacak, bilgi birikimi olacak yeni bir ekibin kurulması gerekir.” şeklinde konuştu.
İyi Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
Değerli arkadaşlarımız, biraz önce Sayın Bakanımızın 2024 yılı bütçesiyle ilgili sunumunu dikkatle dinledik. Bu sunum ve 2024 yılı bütçesi görüşmelerine geçmeden önce, şu anda ülkemizde tarımla uğraşan kesimin, çiftçilerimizin, hatta tarımla ilgili sıkıntılardan dolayı tüketicilerimizin durumunu kısaca bir gözden geçirmemiz gerekiyor.
“TAHIL ÇİFTÇİSİ BÜYÜK SIKINTIDA”
Genellikle Mayıs ayında Çukurova’mızdan başlayan tahıl hasadıyla ilgili bu sene aşağı yukarı beş-altı aylık bir sürece giriyoruz. Şu anda; bu süreç içerisinde çiftçimizin durumuna baktığımız zaman, gördüğümüz manzara şu: Buğday hasadı ve arpa hasadıyla birlikte, Sayın Bakanın ifade ettiği Toprak Mahsulleri Ofisinin alım fiyatlarının, sahada, Toprak Mahsulleri alım merkezlerinde gerçekleşmediğini ve gerçeği yansıtmadığını görmekteyiz. Buğday üretiminde, tahıl üretiminde bu sene inanılmaz sıkıntılar yaşanmıştır. Randevu sisteminde, kota sisteminde, özellikle randımanla ilgili olarak yani buğdaylarımızın kalitesiyle ilgili olarak alımlardaki yapılan uygulamalarda, alımların gecikmesinde, nakliyeyle ilgili olan sıkıntılarda ve özellikle de ödemelerle ilgili olan sıkıntılarda çiftçimiz inanılmaz şekilde mağdur olmuş durumdadır. Bunları sadece burada, Meclisimizde, değerli Komisyonumuzda konuşma hazırlayarak ifade eden birisi değilim; bunları kantar başında, sahada, çiftçilerimizin tarlasında bugüne kadar yaptığımız tespitler neticesinde söylüyorum. Özellikle, bu kota, randevu sistemleri, bunların gecikmesi, nakliyecilerle ilgili olan sorunlardan ziyade, daha önemli olan bir konu da şudur: İklim koşulları nedeniyle bu sene çok büyük bir üretici kesimde pas hastalığı nedeniyle randıman düşüklüğü, barem düşüklüğü ortaya çıkmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisimizin önceden belirlediği -doğru olarak- bu baremlerle ilgili yaptığı alımlarla ilgili çalışma neticesinde tespit ettiği standardın dışında olan ve özellikle birçok bölgede yüzde 25-30’lar seviyesinde olan standart dışı ürün alınmamıştır. Bu alınmayan ürün aslında üreticinin genel geliri noktasında çok büyük bir kayba neden olmuş, aynı şekilde de çiftçimiz ortada kalmış, bunu maalesef piyasa koşullarında satma durumunda kalmış ve bu piyasa koşulları da biraz önce ifade edilen “8.000+1.000” liralık fiyatlar filan değil, 4 bin lira civarında fiyatlarla yüzde 25-30 oranındaki ürün satış durumunda kalmıştır. Onun için ifade etmek istiyorum ki tahıl çiftçisinin bu sıkıntısı elan şu anda da devam etmektedir. Ayrıca, randevu sistemi bir buçuk iki ayı bulan bir süreyi kapsamakta. Bu bir buçuk iki ayın dışında da ödemeler teslimden sonra olduğu için hâlen ürettiği ürünün bedelini alamayan çiftçimizin büyük bir kesimi bulunmaktadır. Burada çiftçi devletten alacağını alamıyor ama aynı şekilde, devlete olan borcunu; Tarım Kredi kurumu başta olmak üzere, finans kurumlarına olan borçlar başta olmak üzere, bunlara olan borçlarını ödeme durumunda kaldı vadesi geldiği için ama ödeyemedi. Şunları hep teklif ettik, dedik ki: Devletten alacağı olanın devlete de borcu var. O zaman ne yapmak lazım? Devlete olan borcunu faizsiz olarak alacağıyla ilgili bir takas ortamını yaratmak veya bir erteleme yapmak gerekirdi ama bu konuda da çiftçimiz gerçekten çok sıkıntı içerisine girdi. Girdi maliyetlerinin artışına baktığımız zaman, girdi maliyetleri, isterseniz TÜİK’i kabul edin, isterseniz normal piyasa koşullarında yaptığınız incelemelerde bakın, göreceksiniz ki yüzde 100’ün çok üzerinde. Başta mazotta, gübrede, yemde, ilaçta, işçide, finansta, bütün bunlarda artışlar yüzde 100’ün üzerinde olmuştur. Şimdi yeniden ekim sezonları geliyor başta tahıl olmak üzere, güz ekimiyle birlikte- bu çiftçi bu girdi maliyetleriyle, bu pahalılıkla enflasyon noktasında nasıl tekrar ekim yapacak ve nasıl kendisini ayakta tutacak? Soru budur, cevap da buradadır.
“PANCARDA NAKLİYEDE, KOTADA, RANDEVUDA SORUN VAR”
Pancar hasadı başladı. Pancara 2.50 lira fiyat verilmesi beklenirken, çiftçinin “İnşallah verirler.” dediği en az fiyat, 2.50 lira yerine 1.80 -1.85 lira fiyat verildi, o da kotanızı doldurursanız.Kotanızı doldurmazsanız 1.70 -1.75 liralık fiyatlar verildi. Şimdiaynı girdilerle, bu pancar çiftçisi nasıl yeniden üretim yapacak? Nasıl yeniden şekerle ilgili olan açıklarımızı tamamlayacağız? Nasıl Türkiye ihracatçı bir ülke olacak? Bunları görmemiz lazım.
Nakliyede, pancarda, kotada, randevuda sorun var. Doğrudur, bu seneüretimde artış vardır ama bu üretim artışları daha önceden de kısmen bilinen şeylerdir, bilinmesi gereken şeylerdir. Bu üretim planlamaları neticesinde bunlarla ilgili önlemlerde, maalesef, geç kaldık. Bakın “Geç kaldınız.” filan demiyorum, ben ülke olarak konuşuyorum, biz ülke olarak çiftçimize karşı gerekeni yapamadık, çiftçi ortada kaldı. Sadece pancar nakliyesine bile gidip baktığınız zaman rakamlar inanılmaz farklılık gösteriyor -bu sözleşmeli bir üretim- çiftçi ile nakliyeci birbirine giriyor. Ben Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü elemanlarıyla ilgili, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü ve elemanlarıyla ilgili bir şey söylemiyorum. Onlar uygulayıcı yani kendilerine ne talimat veriliyorsa onu yapıyorlar ama önemli olan bunlarla ilgili acil çözüm getirebilmek.
Biraz önce söyledim, bu standart dışı olarak nitelendirilen buğdayda biz hemen bir karar alsaydık… Yani nedir karar? Standart dışı olan, iklim neticesinde çiftçinin kabahati olmadan ortaya çıkmış olan ürünün alımıyla ilgili yeni bir karar alırsınız -hani gece iki buçuk üçlerde hep böyle kararlar çıkıyor ya, o kararlardan bir tane karar alırsınız- ve o kararla Toprak Mahsulleri Ofisi bu buğdayın alımını gerçekleştirir; bu, ülke için önemli olan bir şeydir ve bu devlet, çiftçiden daha güçlüdür. Dolayısıyla da bunun giderilmesi gerekirdi. Bunlar söylenildi ama bunlar yapılmadı.
Şimdi, çiftçinin bu iklimden dolayı uğradığı zarar ile -biraz önce ifade edildi- hepimizin bağrını yakan, hepimizi üzen, bir daha olmasını hiçbir zaman istemediğimiz deprem sonucunda ortaya çıkan zarar arasında, ikisi arasında ne fark var? İkisi de tabii afet. O zaman burada niye biz çiftçiye karşı görevimizi yerine getirmiyoruz?
“TÜRK TARIMI ALARM VERİYOR”
Sayın Başkan, Sayın Bakan, Değerli Komisyon üyeleri ve Sayın Bakanlık mensupları; şimdi, Sayın Bakanımız burada, doğal olarak, gene rakamlar ifade etti.Şimdi size bir rakam da ben vermek istiyorum. Türkiye’nin doğrudan tarım ürünleri ithalatıve ihracatımilyar dolar olarak: Okuyayım rakamları: 2017’de 6,6 ihracat – 5,7 ithalat, 2018’de 6,8 ihracat – 5,9 ithalat, 2019’da 6,9 ihracat – 6,9 ithalatbaşa baş gelmiş, 2020’de 7,3 ihracat – 7,2 ithalat, 2021’de 8,3 ihracat – 8,4 ithalat, ithalat alarm vermiş, 2022’de 8,3 ihracat – 10,6 ithalat. Hani, hep denir ya “Dünyada kendi kendine yeten şu kadar ülkeden birisiyiz.” diye, şimdi tarımda ithalat ihracatı geçmiş durumdadır, bunların hepsi birbirine bağlıdır.
Türkiye, dış ticaret açığı veren bir ülke. Türkiye’nin dış ticaretini dengeye getirebilmesi için başta tarım sektörü olmak üzere bütün sektörlerde üretimini ve ihracatını artırmak mecburiyetinde, Türkiye’nin bundan başka bir çıkış yolu yok.
Destekler çiftçilerin ihtiyaçları açısından daha kapsayıcı olmalı. Tüm desteklemeler mutlaka o üretim yılı içinde -bu çok önemli- gerçekleştirilmeli. Desteklemeler girdi maliyetleri kapsamında yapılmalı, üretim politikalarını yönlendirici nitelikte olmalı. Desteklemeler uzun süreli dönemler için açıklanmalıdır. Buradaki konuşmada, sunumda da yer alan, özellikle, toplulaştırma konusunda Türkiye olarak çok geride kaldık; bu desteklemelerin hem toplulaştırma hem de hukuksal zeminin hazırlanmasıyla birlikte yapılması en önemli konulardan birisidir.” / Yusuf BAĞCI

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.