ABD Başkanı Trump’ın akla hayale gelmez, ipe sapa gelmez konuşmaları ve davranışları, İran savaşı sürecinde büyük bir belirsizliğe dönüşmüş durumdadır. Büyük devlet, güçlü devlet imajı yerle bir olmuştur. Dünyadaki hiçbir ülke ve insanlar düne göre daha da tedirgin ve huzursuzdur. Kısacası, dünyanın huzuruna ABD bombaları düşmüştür.
İran savaşında gelinen nokta yeniden belirsizliğe odaklanmıştır. Lübnan’da ateşkes için verilen sürenin dolmasıyla, Pakistan’da ABD ile İran arasında yapılması öngörülen görüşme gerçekleşmemiştir. Bu durum, özellikle ABD Başkanı Trump açısından oldukça can sıkıcıdır. Zira İran, görüşmeye gelmeme kararı almıştır.
Bu haliyle İran savaşında gelinen aşama, esasen ABD Başkanı Trump’ın daha önce de sıkça vurguladığımız açmazlarını, gelgitlerini ve giderek sıkışmışlığını ortaya koymaktadır. İnişli çıkışlı, birbiriyle çelişen, bir söylediğinin diğerini tutmadığı; İran hakkında yaptığı birçok açıklamanın İran tarafından yalanlandığı bir süreç yaşanmaktadır. Başından beri “kazandık, bitirdik, yok ettik, İran her şeyi kabul etti, uranyumu teslim etmeye razı oldu, harika bir anlaşmaya varıyoruz” gibi bugüne kadar hiçbiri gerçekleşmemiş cümleler, ABD’yi yöneten başkanın ağzından kolayca çıkmıştır.
Bunlara bakarak her gün yapılan açıklamalardan anlamlı sonuçlar çıkarmak, tutarlı yorumlar yapmak ve atılacak adımları öngörebilmek ciddi bir çaba gerektirmektedir. Zahmete katlanmak zor değildir ancak böylesine irrasyonel bir seyirden rasyonel değerlendirmeler yapabilmek gerçekten ayrı bir maharet ister.
Bugüne kadar bu maharete sahip olana pek rastlanmamıştır. Ancak yine de rasyonel ve tutarlı değerlendirmeler yapmak tamamen imkânsız değildir. Bu noktada ilk söylenecek şey, ABD Başkanı Trump’ın bu savaştan bir an önce kurtulma çabasıdır. Kurtulurken de her zaman yaptığı gibi yaşananları abartılı ifadelerle büyük bir başarı ve zafer hikâyesine dönüştürme isteği dikkat çekmektedir.
Bu konuda hakkını teslim etmek gerekir ki, bugüne kadar bunu oldukça kolay başarmıştır. İran tarafı ise Trump’ın bu durumundan faydalanma çabasındadır. Bunun için zamanın kendi lehine işlediğinin farkındadır. Ancak zamana dayalı direncin de bir sınırı vardır. İran, o eşik noktasına kadar Trump’ın açmazlarından en üst düzeyde yararlanmayı hedeflemektedir.
Son olarak Pakistan’da yapılması beklenen ikinci görüşme öncesinde İran tavrını net şekilde ortaya koymuş, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı kaldırmadan Pakistan’a gitmeyeceklerini ifade etmiştir.
Bunun üzerine, Lübnan’daki ateşkes süresinin dolmasına rağmen yeni saldırıların başlaması beklenirken, Trump ateşkesin bu kez 15 gün daha uzatıldığını açıklamıştır. Bu durum, İran’ın restinin karşılık bulduğunu göstermektedir. Aynı zamanda Trump’ın anlaşmaya olan ihtiyacını da daha net ortaya koymaktadır.
Önümüzdeki 15 günlük süreçte Pakistan yeniden devreye sokularak İran’ın masaya çekilmesi ve Trump’ın çıkışını kolaylaştıracak bir yol bulunması hedeflenecektir.
Sonuç olarak gelinen nokta yeni belirsizlikler üretmekle birlikte, Trump’ın gelgitli ve irrasyonel tutumunun bir noktada sonuca bağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi halde süreç, kalıcı ve kapsamlı bir barıştan ziyade, tıpkı Ukrayna savaşında olduğu gibi donmuş bir çatışma sürecine evrilecektir.
Bu noktada Türkiye’ye önemli görevler düşmektedir. Aldatıcı bir barışın ötesinde, bölgenin güvenliğini ve istikrarını sürekli tehdit edecek donmuş bir çatışma ortamı, Türkiye’nin kabul edebileceği bir durum değildir.
Selametle.
