Geçtiğimiz günlerde ülke genelinde altı beldede gerçekleştirilen seçim sonuçları, yerel ölçekte görünse de siyasi açıdan önemli mesajlar barındırıyor. Sandıktan çıkan tablo, partilerin sahadaki gücünü, seçmen eğilimlerini ve siyasi dengelerdeki mevcut durumu yeniden tartışmaya açarken, sonuçların özellikle büyük siyasi partiler açısından dikkatle analiz edilmesi gerektiği değerlendiriliyor.
Siyaset; bilgi birikimi, tecrübe, hitabet, plan-proje ve en önemlisi algı ve gösterişle yapılır.
İdeolojik partiler, kitle partilerine göre daha rahattır. Konuşmaları belirli bir çerçevenin içerisinde kalır; yani demek istediğim, kırmızı çizgileri vardır. Milliyetçilik, muhafazakârlık, bölgesellik, etnik köken, din vb.
Kitle partilerine gelince; yerle gök arasında ne varsa ortaya döker, akla hayale gelen gelmeyen vaatlerde bulunur ve seçmen kitlesinin tamamından oy alma çabası taşırlar. Seçmenin geçmişine bakmazlar; onlar için sadece eldeki ve önlerindeki seçimler vardır ve kazanılmalıdır. Yani kazanmak için her yol mübahtır.
Devasa bütçeler, harcamalar, ikramlar, hediyeler… Ne ararsan seçmene sunma gayretindedirler. Siyasetin show ve magazin tarafını çok iyi yönetirler. Ülkemiz siyasetinde böylesine çalışılmış ve kazanılmış çok seçim vardır.
Geçen hafta ülkemizin altı beldesinde ve birçok köyünde seçimler oldu. Vatandaşı etkileyen ne oldu? Vatandaşın oy verme kriterlerini ne etkiledi? Liderler mi, partiler mi, adaylar mı, vaatler mi?
Pazar günü altı beldede yapılan seçimler, sonuçları itibarıyla üzerinde çok konuşulacak gibi görünüyor. Sonuçlar ilk bakışta yerel ölçekte görünse de siyaset açısından verdiği mesajlar oldukça dikkat çekici. Altı beldenin dördünü AK Parti, birini MHP, birini ise CHP kazandı. Ancak tabloya biraz daha yakından bakıldığında CHP açısından üzerinde düşünülmesi gereken çok fazla detay var.
CHP uzun süredir sandığı işaret ediyor, erken seçim ve hatta ara seçim tartışmalarını gündemde tutuyordu. Muhalefet cephesinde oluşturulmaya çalışılan hava, iktidarın toplumsal desteğini kaybettiği ve ilk seçimde büyük bir değişimin yaşanacağı yönündeydi. Ancak küçük ölçekli bu seçim, bu söylemi destekleyen bir tablo ortaya çıkarmadı. İktidara yürüdüğünü iddia eden CHP’nin yaya kaldığı görüldü.
CHP, kazandığı tek belde olan Çevrecik’te dahi oy oranını ciddi şekilde düşürdü. Siyasi partiler için sadece seçimi kazanmak değil, aynı zamanda toplumsal destek düzeyini artırmak da önemlidir. Eğer kazanılan yerde dahi oylar düşüyorsa, burada seçmenin partiye verdiği mesajı çok iyi okumak gerekir.
CHP içerisinde son dönemde yaşanan tartışmaların sahaya yansıdığı görülüyor. Mutlak butlan tartışmaları, Kemal Kılıçdaroğlu etrafında şekillenen polemikler, parti yönetimi ile parti içindeki farklı gruplar arasındaki gerilimler seçmenin de dikkatinden kaçmıyor. Seçmen, kendi içinde birlik görüntüsü veremeyen partilere karşı her zaman temkinli davranır. Seçim sonuçları bunu doğruluyor.
Özellikle CHP’nin kazandığı beldeye ilişkin yapılan değerlendirmelerde, bölgenin sosyolojik yapısının da etkili olduğu görülüyor. Alevi seçmenin yoğun olduğu bölgelerde Kılıçdaroğlu’na yönelik tartışmaların ve parti içi çekişmelerin bir tepki davranışı oluşturduğu yorumları yapılıyor. Elbette seçim sonuçlarını tek bir sebebe bağlamak doğru değildir. Ancak parti içi krizlerin seçmen davranışını etkilediği de inkâr edilemez bir gerçekliktir.
Bu sonuçların ardından siyasetin psikolojik üstünlük meselesi yeniden gündeme gelir. Seçim sonuçları tek başına genel seçimlerin habercisi değildir. Ancak siyaset sadece rakamlardan ibaret değildir; algılar da en az rakamlar kadar önemlidir. Altı beldede ortaya çıkan tablo, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın moral üstünlüğü yeniden ele geçirmesine imkân sağlar. Bugün AK Parti ve Cumhur İttifakı cephesi, CHP’nin uzun süredir dillendirdiği “ara seçim” söylemine karşı artık daha rahat, daha cesur ve biraz da alaycı şekilde şunu söyleyebilir:
“Bekâra hanım boşamak kolaydır.”
Selametle.
