Hak Savunucuları Dernek Başkanı Hüseyin Durusoy, Türkiye ekonomisinin 2013 yılından itibaren bir baskı altına alınmaya çalışıldığını belirterek, 2018 yılının ikinci yarısından itibaren kriz etkisi olarak değerlendirilen bir sorun yaşamaya başlandığını söyledi.
Dernek Başkanı Hüseyin Durusoy, Krizin özellikle ABD ile Halkbank davası İngiltere ile yaşanan döviz kurunu artırıcı finansal müdahale gibi bazı olumsuz olaylarla, birlikte ciddi şekilde ağırlaştığını ifade etti.
Döviz kurlarında meydana gelen değişmelerin cari işlemler dengesi, dış ticaret haddi, dış ticaret dengesi ve petrol fiyatlarının üzerinde etkisinin olduğunu gördüklerini kaydeden Durusoy, “Bu durum dış ticarette olumlu gelişmelerin yaşanması için döviz kurunun ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir. Döviz kuru ve dış ticaret dengesinde yaşanan gelişmelerin de piyasalarda faiz oranı, para arzı, enflasyon oranı ve işsizlik oranı gibi diğer makro ve finansal göstergeleri de etkileyeceğinden dolayı döviz kurlarında aşırı dalgalanmaların önlenmesi ülke ekonomisi için oldukça önemlidir. Bununla birlikte Türkiye ekonomisinde döviz kurunun aşırı dalgalanmasını önlemek için tasarruf oranlarının artırılması, üretim ve ihracata dayalı ekonomik modelin istikrarlı bir şekilde uygulanması önem arz etmektedir. Bu dışsal müdahalelerin en büyük sebebi. Türkiye’nin almış olduğu teknolojik yoğunlukta olan ve İhracatı, artırıcı cari açığı azaltacak, ithal ikame etkisi olan özellikli yatırımlara yapılan teşviklerin ile enerji, petrol, gıda ve diğer istihdamı ve ekonomik büyümeyi artırıcı yatırım kararlarıdır. Bununla birlikte 17-25 aralık ve 15 Temmuz darbe girişiminde başarısız olanlar bu kez ekonomik ve siyasi bir darbe planını devreye almışlardır. Türkiye Londra kaynaklı bu finansal kriz ile uğraşırken 2019/Kasım ayından itibaren kamuoyuna yansıyan ve Çin’in Wuhan kentinden tüm dünyaya yayıldığı ifade edilen ve bizlerinde gerçek mahiyetini hala kavrayamadığımız Covid-19 adı ile tanınan virüsün yıkıcı etkileriyle karşı karşıya kalmıştır. Tüm dünyada yaşanan Covid-19 Krizi’nin ülkemizi de etkisi altına aldığını görmekteyiz. Bu Krizden, Güçlü rezervleri olan, doğal kaynaklara sahip, mali yapısı güçlü ve mali disiplini sağlamış, hizmet üretimi yerine sanayileşmiş ülkeler çok etkilenen ülkeler olmuştur. Bu süreci daha az zararla atlatacağı düşünülen ABD, Brezilya Rusya, İspanya, İngiltere Fransa ve Almanya gibi ülkeler daha fazla etkilenmiş ve ilk sıraları almıştır. Sonuç olarak, Türkiye Yeni Dünya Sisteminde kendi iç dinamiklerinde birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiği sürece milli ve manevi değerlere bağlı halkı ile birlikte mazlum milletlerin umudu olacaktır. Ekonomik siyasi ve sosyal yapısı ile 2023 vizyonu çerçevesinde gelişmiş 10 ekonomi içerisinde yerini alarak bölgesinin lideri konumuna gelecektir. Bunun için yapılması gereken tek şey millet olarak milli birlik ve beraberliğin korunması kendi iç dinamiklerine güven ve içimizdeki hainlere fırsat vermemektir.”diye konuştu.
(CEMİL MERMERTAŞ)
Türkiye ekonomisine dış kaynaklı finansal ve siyasi müdahale var
Hak Savunucuları Dernek Başkanı Hüseyin Durusoy, Türkiye ekonomisinin 2013 yılından itibaren bir baskı altına alınmaya çalışıldığını belirterek, 2018 yılının ikinci yarısından itibaren kriz etkisi olarak değerlendirilen bir sorun yaşamaya başlandığını söyledi.
