Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Devletin gücü milletin umududur

Bu haberin fotoğrafı yok

Her şeyi devletten beklemek gibi tarihsel ve toplumsal bir gerçeğimiz var.
Çünkü vatandaşın “hacet” kapısı devlettir.

Ülkemizde yaşayan vatandaşların hayalleri, devletten beklenti üzerine kuruludur. Bizim insanımız, devlet denilen sistematik ve metodolojik yönetimi kutsal bir yapı olarak bilir, görür ve değerlendirir.

Dünyaya baktığımızda ülkelerin savunma bütçelerini artırdığını, güvenliklerini güçlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Devletler geleceğe hazırlanıyor. Ancak güçlü devlet yalnızca askerî imkânlarla değil, milletinin umuduyla ayakta kalır. Toplumun geleceğe güvenle bakması, devlet gücünün en sağlam temelidir.

Bu ülkenin ekonomik omurgasını, Ahi Evran geleneğinden gelen esnaf oluşturur. Sabah dükkânını açan, akşam emeğinin hesabını yapan, vergisini ödeyen ve istihdam sağlayan esnaf, ekonominin canlılığını temsil eder.

Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde esnafın ayakta kalması yalnızca ticaret açısından değil, toplumsal denge açısından da önem taşır. Esnaf güçlü olduğunda ekonomi canlı kalır; ekonomi canlı kaldığında devlet yapısı daha sağlam olur.

Esnafın yanında üretici ve çiftçi bulunur. Toprağın üretimde kalması, şehirlerin geleceğinin güvencesidir. Üretimin devamlılığı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir meseledir.

Bir diğer temel alan eğitimdir. Eğitim, devletin geleceğe yaptığı en büyük yatırımdır. Fırsat eşitliğinin korunduğu, nitelikli insan yetiştiren bir eğitim sistemi, ülkelerin gerçek gücünü oluşturur. Güvenliğin kalıcı temeli, iyi yetişmiş insan kaynağıdır.

Sağlık sistemi de güçlü toplumun vazgeçilmez unsurudur. Sağlığa erişimin sürdürülebilir olması, toplum huzurunun ve üretim gücünün devamını sağlar. Güçlü devlet anlayışı, insan sağlığını koruyan yapılarla tamamlanır.

Elbette ordu, devletin güvenliğinin temel direğidir. Ancak güvenlik; üretimin, bilginin, emeğin ve toplumsal dayanıklılığın üzerinde yükseldiğinde kalıcı olur.

Son dönemde sıkça dile getirilen tasarruf kavramı da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Tasarruf anlayışı, toplumun yükünü artırarak değil; kamu yönetiminde verimliliği güçlendirerek anlam kazanır.

Millet zaten imkânları ölçüsünde dikkatli yaşamayı öğrenmiştir. Kamu yönetiminde sadeleşme, kaynakların etkin kullanımı ve israfın azaltılması, devlet gücünü daha da artıracaktır.

Türkiye’nin ihtiyacı tartışmaların büyümesi değil; üretimi destekleyen, esnafı güçlendiren, eğitimi geliştiren, sağlığı koruyan ve toplumsal güveni besleyen bir yönetim anlayışının güçlenmesidir.

Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca ekonomik göstergeler değil, milletin geleceğe duyduğu inançtır.

Umut korunduğunda devlet güçlenir. Toplum geleceğe güvenle baktığında yarınlar daha sağlam kurulur.

Selametle.

Reklamı Geç