Günümüz Türkiye’sinde kamu kurumlarında, sistemin getirdiği çeşitli sorunlarla karşılaşmak artık olağan bir durum haline geldi. Bu sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla zaman zaman haber yaparak, zaman zaman da il yöneticilerini, siyasileri, bilgilendirerek kamu adına üzerimize düşeni yapmaya gayret ediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Yozgat Valisi Sayın Mehmet Ali Özkan’ı makamında ziyaret ettim. Sayın Valimiz, her zamanki gibi naif ve kibar tavrıyla karşıladı ve Yozgat özelinde bir süre sohbet etme fırsatı bulduk. İl genelinde yetkili mülki amir olarak görev yapan Sayın Valimiz, ildeki birçok kurum ve binlerce personelin yönetiminden sorumludur. Ancak, valinin her şeyden haberdar olması elbette ki mümkün değildir. Vali Özkan, kendisine iletilen veya bizzat gözlemlediği aksaklıkların üzerine giderek çözüm üreten bir devlet adamı olarak öne çıkıyor.
Kamu kurumları ve makamlar, kimsenin şahsi mülkü değildir. Bu, devletimizin en üst kademesinden en alt kademesine kadar böyle olmalıdır. Devlet yönetiminde devamlılık esastır; bu nedenle makam sahiplerinin kişisel egolarını ve hırslarını bir kenara bırakarak, işlerinin gereğini yerine getirmesi gerekir. Bazı kurumların başarısında ve hizmet kalitesinde, müdürlerin rolü yadsınamaz bir gerçektir. Liyakat sahibi yöneticiler, sadece görevlerinin gereğini yerine getirmekle kalmaz, aynı zamanda karşılaştıkları zorlukları aşarak, ekiplerini en verimli şekilde yönetirler. Bu yöneticiler, kurumlarının içindeki uyumu sağlayarak ve personel eksikliğine rağmen etkili liderlik sergileyerek, hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarmak için çaba gösterirler. Yöneticilerin asıl sınavı, işte bu zor zamanlarda ortaya çıkar. Liyakat sahibi bir yönetici, karar alma süreçlerinde inisiyatif alabilen, çevresine güven veren ve zorluklar karşısında çözüm üretebilen bir kişidir.
Ancak, bazı kurumlarda müdürlerin etrafındakiler üzerinde etkili olduğu, hatta bazen müdür yerine karar alır gibi hareket eden kişilere rastlamak mümkün. Oysa herkes işinin hakkını verse, personeline ve vatandaşa gerçek anlamda yardımcı olsa, sistem kendiliğinden düzgün işler. Bu durum yalnızca kamu kurumlarında değil, sivil toplum kuruluşlarında (STK) da geçerlidir. Öyle ki, bazı kişiler tesadüfen bir sendikada üye olmuş ve kendisi veya yakını sendika başkanı gibi hareket ederek çevresine ve çalıştığı ortama bu durumu empoze etmeye çalışmaktadır.
Bu sorunlar çözülmeyecek mi? Elbette çözülecek. Ancak bu, siyasiler ve il yöneticilerinin, bu tür yanlış davranışlar içerisinde olan ve hareket eden kişilere müdahale etmesiyle mümkün olacaktır. İl yöneticileri radikal kararlar alarak, siyasiler ise bu tür davranışlara göz yummayarak katkı sağlayacaktır. Kamu kurumlarında ortaya çıkan aksaklıkların üzerine gidilmesi, yalnızca o anki sorunun çözümü açısından değil, aynı zamanda devletin işleyişinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi açısından da büyük önem arz etmektedir. Hem kamu görevlileri hem de sivil toplum temsilcilerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Kamu yönetiminde karşılaşılan sorunların üzerine gidilmesi, hem devlete olan güvenin artmasını hem de kamu hizmetlerinin kalitesinin yükselmesini sağlar.