Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han « Yeniufuk Gazetesi – Yozgat Haberleri

20 Eylül 2021 - 10:15

Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han

Çapanoğlu  Sarayı ve  Tarihi Han
Son Güncelleme :

28 Mayıs 2021 - 9:56

1.938 görüntüleme

Eski Belediye ve Milli Eğitim binalarının yıkılmasıyla ortaya çıkan toplam 4.700 m2’lik alanın, Yozgat’ın tarihi, kültürü, mimarisiyle buluşma ve buradan turizm, üretim, istihdam oluşturma imkanı vermektedir. Yeniufuk Gazetesi olarak, Yozgat’ın gelişme sürecinde önemli yapıtaşlarından biri olacak bu fırsatın, şehrimizin sosyo-ekonomik kalkınmasına olumlu katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmesi adına, diğer projelere alternatif olabilecek çözüm önerisini şehrimiz kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Yozgat il merkezinde Saat Kulesi, Hayri İnal Konağı, Çapanoğlu Camii ve müze dışında gezilecek yer tarifi yapmamız çok zor. Yıllardır beton ekonomisine teslim olmuş Yozgat’ta tarihi değerler bir bir yıkılmış, o güzelim geniş bahçeli ve kendine has mimari özelliklere sahıp konaklardan geriye bir tane bile kalmamıştır.
Bununla birlikte Çapanoğullarınca yaptırılan Tol Çarşı yıkılmış yerine bir ucube dikilmiştir. Çapanoğlu Camii (Büyük camii) etrafında tarihi değer ifade eden çarşı hamamından başkaca bu toprakların kimliğini ifade edecek eser kalmamıştır.
Çapanoğulları tarafından kullanılan saray da bu yağma ve kıymet bilmezlikten nasibini almıştır.
Geldiğimiz nokta itibariyle Yozgat merkezde yarım saat içerisinde tüm tarihi, turistik alanları gezmek mümkündür lakin gelen ziyaretçilerin şehirde konaklamasını, bu şehrin kimliği ile buluşmasını ve il ekonomisine katkı yapmasını sağlayacak hiçbir eserimiz yoktur.

BURADA DURALIM VE İKİ ÖRNEK VERELİM
Birincisi, Yunanistan’ın Santorini Adası’nın güney tarafında Akrotiri denilen küçük bir bölge vardır. Burası ziyaretçilere milattan önceki Roma dönemine ait olarak anlatılır. Akrotiri aynı zamanda yarı açık yarı kapalı bir müzedir. 2019 yılında 5.5 milyon turist bu bölgeyi ziyaret etmiştir. Buradaki müzenin giriş ücreti kişi başı 5 Euro’dur, bu para da direk Santorini Belediyesi’ne gelir olmaktadır.
Peki, neden bu gelir belediyeye kalmaktadır?
Şu yüzden, Akrotiri tarihi değeri olan bir bölge değildir aslında, yani orayı koruma alanı (sit alanı) ilan eden bakanlık değil adanın kendi belediyesidir.
Bu ada son 500 yıl içinde onlarca volkanik patlamayla bugünkü haline gelmiştir ve en son 1882’deki büyük volkanik patlamayla adada taş üzerinde taş kalmamış, yanardağın külleri İzmir şehrimizin üstünü dahi kaplamıştır. 1951’deki patlamada ise adada canlı kalmamıştır. 20 yıl öncesine kadar Yunanistan Hükümeti anakaradaki insanların bu adalara yerleşmesi için hem bedava ev hem de 1.300 Euro hane başına para veriyordu. Kısacası Santorini en son 1951’deki volkanik patlamayla şimdiki şeklini almış ve insanlar daha sonra yerleşmeye başlamıştır. Şimdi soruyorum size; Daha dün oluşmuş bir adada 2.500 yıllık Roma tarihinden bahsedebilir misiniz?
Ama her yıl milyonlarca insan buraya Roma tarihini öğrenmek amacıyla kültür turlarıyla geliyor. Müzenin kapalı alanındaki o 2.000 yıllık kaplar, çanaklar, çömlekler ise farklı yerlerden bulunarak oraya getirilmiş ve sergilenmiştir. Yani Santorini ile hiçbir alakası yoktur. Akrotiri olarak bilinen antik kent ise aslında 19.Yüzyıl sonundaki volkanik patlamada lavların ve küllerin altında kalarak sonradan temizlenen eski bir balıkçı kasabasıdır. Tarihi Antik Roma dönemine değil 118 yıl öncesine dayanır.
İkincisi, Vietnam’da bulunan ve bir Fransız yatırımcı tarafından Orta Çağ Fransız mimarisi ile inşa edilen Ba Na Hill Kasabası.
Dev taş eller tarafından tutulan köprüsü ile sosyal medya kullanıcıları arasında hızla tanınan bu şehir, ülkenin doğu kıyısındaki en büyük dördüncü şehri Da Nang’ın arkasında deniz seviyesinden 1.400 metre yükseklikte tasarlanmıştır. Orta Çağ Fransız mimarisi tarzında inşa edilen bu kasaba şimdiden yılda 1 buçuk milyon turiste ev sahipliği yapmaktadır. Burada, ziyaretçilerin konaklamasından, yemeğine, eğlencesine kadar her ihtiyacı düşünülerek, evler, iş yerleri, kilise, Fransız bahçelerinden ilham alan park, köprüsü, raylı sistemi ile yeni bir şehir inşa edilmiştir.
Bu iki örneğin ortak noktası ve bizi ilgilendiren tarafı şudur; her iki proje de sıfırdan ekonomi yaratan zekice kurgulardır. Hiçbir şeyin olmadığı yerde; turizmin algılardan ibaret olduğu gerçeğini ve mimarinin bölgeye turist çekmede ne kadar önemli bir faktör olduğunu idrak ederek algıları iyi yönetmişler ve sıfırdan milyonlarca turistin finanse ettiği bir ekonomi yaratmışlardır.
Tekrar Yozgat’a dönelim. Adeta sıfır noktasındayız. O halde yukarıdaki örneklerden de alacağımız ilhamla ‘ne yapabiliriz’e odaklanalım.
Bildiğiniz üzere eski belediye binasının yıkılması ile 1.700 m2, eski hükümet konağının yıkılması ile 3.000 m2 iki büyük alan il merkezinde boşa çıkmıştır.
Bu iki alanın birincisinde; Beypazarı-Suluhan, Amasya-Taş Han, Edirne ve Erzurum Rüstem Paşa kervansarayları vb. bir taş yapı veya 2 katlı tarihi konak görüntüsüne sahip büyük bir bina inşa edebiliriz. Minimum iki katlı olacak bu yapının birinci katının dışa bakan yüzünde dükkanlar, tek kapı ile girilen iç kısmında lokanta, cafe, toplantı salonu vb, ikinci katında ise butik bir otel faaliyete geçirebiliriz. Sunulacak hizmetlerin çeşitliliği ve ziyaretçilerin beklentilerine cevap veriyor olmasının yanı sıra, dükkanlarda, geçen hafta gündeme getirdiğimiz üzere halk eğitim merkezinde eğitim almış kursiyerlere yer tahsisi yapılarak ve finansal destek verilerek, gümüş, bakır, çini, keçe, kilim ve şal, ametis taşı, Yasin Ali Er dostumuzca imal edilen çam kozalağı reçeli ve sirkeler, Tol Çarşı’da faaliyet gösteren Çamlık Ev Yapımı işletmesinin sahibi Yunus Bey’in ev yapımı ürünleri ve dahasının imal ve satışının yapılması ile bir cazibe alanı olacaktır.
Bu alanların ikincisine ise 1920 yılında Çerkez Ethem tarafından yakılan Çapanoğlu Konağı’nı inşa edebiliriz. Bu konağın son haline dair fotoğraflar vardır ancak daha da önemlisi Çapanoğlu Süleyman Bey zamanında Yozgat’a gelen seyyahların anılarında detaylı bilgiler vardır ve bu bilgilere de ulaşabilmekteyiz. Uzmanlarınca yapılacak çalışmalar ve aile fertlerinden alınacak bilgiler ışığında aslına yakın bir konağı meydana getirmek imkanımız vardır.
Şimdi örnekleri hatırlayalım ve bu iki önerimizin kabul gördüğünü Çapanoğlu Konağı’nın ve bir hanın inşa edildiğini düşünelim. Turizmin tamamen algıları yönetmek ve mimarinin bölgeye turist çekmedeki en önemli faktörlerden birisi olduğu gerçeğini de hatırlayarak; üniversite ve Polis okuluna ek olarak Adalet ve Diyanet Eğitim Merkezlerinin de faaliyete geçmesi ile birlikte, Yozgat’a ziyaretçi akını hızlanacaktır. Doğal olarak gelen bu ziyaretçilerin dikkatini çekecek, yöreye ait ürünleri satın alabilecekleri, aileleri ile konaklayabilecekleri, Yozgat tarihine dair somut değerleri görüp yaşayabilecekleri bu alanların tanıtımı kısa zamanda sağlanacaktır. Bir biz bileceğiz 2020’lerde inşa edildiklerini ama çok sürmeyecek Santorini ve Ba Na Hill’de olduğu gibi yıllar içerisinde ne zaman yapıldığından ziyade buralarda sunulacak hizmet ve ürünlerin kalite ve çeşitliliği ile birlikte, saraydaki tarih, mimari özellikler, Yozgat tarihi ve Çapanoğulları konuşulur olacaktır.
Bu sayede Yozgat kültür ve tarihini yerinde yaşama, Yozgat topraklarının özünü hissetme imkanı yakalayacak ziyaretçiler, ilden ayrılırken de buraya ait değerlerin taşıyıcılığını ve tanıtımını yapacaklardır. Elbette ki bunun maddi bedelini de ödeyeceklerdir.
Buradan tarih çıkar, kültür çıkar. Buradan iş, aş çıkar, istihdam çıkar. Buradan 100 yıldır yok edilen şehrin kimliği küllerinden doğabilir. Belki bu sayede, iradesi ortadan kalktıktan sonra tüm tarih ve kültürünü yağmaladığımız ama dini eserler dışında neredeyse tüm izlerini silercesine asıl soyguncusu kendimiz olduğumuz Yozgat ve Çapanoğulları ile yeniden barışır, bir şehir tarihle, kültürle, sanatla, mimari ile nasıl var edilir ve nasıl yaşatılırı da öğrenmiş oluruz. Belki bu sayede klasik ve eskimiş yol, kaldırım belediyeciliği anlayışını bir adım öteye taşıyarak; bir taraftan şehre kimlik kazandıran diğer taraftan istihdam sağlayan ve il ekonomisinin gelişmesine katkı sunan projelerin önemini kavramış oluruz. Bekir ÇAYLAK / Savaş UYAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.